…Kentlerin kenarlarında yeni bir tür sınır oluşturan ve sayıları gitgide artan bölgelere dünyanın her yerinde rastlamak mümkün.bu bölgeler,artık sadece toplumun dar gelirli alt sınıflarının hayatta kalma mücadelesi verdikleri çöküntü mahalleri değil,aynı zamanda yeni bir tür belirsizliğinde mekanlarıdır:Bugünkü durumumuzun ve her sosyal sınıfa ilişen bir anlam belirsizliğinin mekanlarıdır.Günümüzde bu bölgeler yeni marjinalleşen belirsiz yaşama ve çalışma mekanlarını da içerir:Fabrikaları kapanmış işçiler,şirket hacimleri küçülmüş yöneticiler,high-tech endüstrisi,başka yere taşınmış teknisyenler,artık var olmayan meslekler için yetiştirilmiş üniversite mezunları
Artık kendilerini yerleşik ve güvenli sosyal grupların üyeleri olarak görmeyenler ve dolayısıyla kendilerini bu grupların varlıklarının, güçlerinin ve durağanlıklarının sembolleri olarak inşa ettikleri mekanlar ile özdeşleştiremeyenler, yerinden edilmiş bir insan kategorisi oluşturuyorlar.Bunlar,global ekonominin çalkantıda olduğu,bir savaşın patlak verdiği ya da politik iktidarda ani kaymaların meydana geldiği ya da statükonun yıkılması ile beklenmedik bir boşluğun yaratıldığı,geçim ve anlamın sadece dün mevcut olduğu her yerde var olabilirler.

Ben bu boşlukları kriz mekanları olarak düşünüyorum.Bu mekanların içlerinde ya da bir anlamda bu mekanlar nedeniyle,yıllar boyunca üst üste yığılmış toplumsal ve bireysel ilişkilerin ayrıntılı tüm yapısı, bir müphemlik duygusu uyandırır.Bu mekanların hangi niyetlerle yaratıldıklarından artık emin değiliz;bunların içlerinde nasıl eylemde bulunulacağını
Ya da bunlara karşı nasıl tepki gösterileceğini de bilmiyoruz, ama yinede eylemde bulunmaya devam etmeliyiz…….
LEBBEUS WOOD "Vahşi Kent" adlı makaleden alınmıştır


About this entry


0 comments: